Öztürk Kontraplak Ahşap Ür. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti.
0216 452 77 32

Türk Kültüründe Ağaç

 

 

                                                  TÜRK KÜLTÜRÜNDE AĞAÇ

Binlerce yıllık Türk tarihi, büyük bir kültürü de günümüze kadar taşımıştır. Türkler tarih boyunca farklı coğrafyalarda yaşamış, inanç, gelenek ve görenekleriyle diğer milletlere de örnek olmuşlardır. Türklerin folklorik araştırmalarında, hikâyelerinde, efsanelerinde ağaç önemli bir yer tutar. Ağaç ve ağaç çeşitleri özellikle kayın ağacı, çınar ağacı,  çam, servi gibi ağaçlar en büyük ve ulu ağaç kategorisine dâhil edilmiş ve Tanrı’ya ulaşmada bir vasıta olarak görülmüştür. Türk inanç sisteminde türeyiş, beslenme destanları ile Tanrı’ya ulaşma, şifa bulma vesilesi olarak şaman ve kam denilen tıp uzmanları diyebileceğimiz kişilerce uygulama alanı olmuştur.

Ağaç ile insan arasındaki ilişki zamanla mistik bir yapıya bünmüştür. Semavi dinlerde ve pagan inancındaki mistik inanç sisteminin temelinde ağaç yer alır. Kur’an-ı Kerim’deki kutsal metinlerde Tuğba ağacı geçmektedir. Türk kültüründe de ağaç kutsal sayılmış ve özel günlerde Tanrı’ya dileklerde bulunulmuş, kurbanlar kesilmiş ve dini törenler yapılmıştır.

Ağaç - İnsan İlşkisinin Tarihsel Kökeni

İnsanoğlu için ağaç, zaman zaman barınak,  zaman zaman da meyvesi ile beslendiği önemli bir kaynak haline gelmiştir. Bu ilişki zamanla barınma ve beslenmenin dışında mistik bir saygı ve hayranlığa dönüşmüştür. Bu saygının sonunda ilk yaratılan canlının ağaç olduğu düşüncesi hâkim olmaya başlamış ve Türk kültüründe “Ağaç kültü”  oluşmuştur. (Kült: Doğrudan tapınılan ya da tapınılmasa da mistik inançlardan ötürü aşırı ilgi gören nesnelere karşı uygulanan dinsel ritüellerin genel ifadesidir.)

“Hayat ağacı” kavramı Türk mitolojisinde Dünyanın tam ortasından yükselen, kökleri yer altına inen, dalları dünya dağının zirvesine yükselen ağaç olarak tanımlanır. Türk kültüründe; şaman ayinlerinde, doğum, düğün ve bayramlarda önemli bir unsur olarak ağaç vardır.  Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda Osman Gazi’nin uykusuna girip, hâkimiyetinin dört bir yanı saracağını bildirenin de ağaç olduğu rivayet edilir. Bu nedenle de Osmanlı Devleti çınar ağacına benzetilir. Benzetilmesinin bir diğer sebebi de ulu ve görkemli bir yapıya sahip olmasındandır. İslamiyet öncesi dönemde Türklerde kutsal olduğuna inanılan ağaçlardan olan elma ve nar ağacı, doğurganlığın ve bereketin sembolü sayılmışlardır.

Eski Türklerde Ağaç

Orta Asya’dan Anadolu’ya kadar Türk toplulukları arasında kutsal ağaç ve ağaç kültü çerçevesinde “Ağaç Evliya”  tabiri de görülmektedir. Çam ağacı her mevsim yeşil kalma özelliği dolayısıyla kutsal sayılmıştır. Ağaca yüklenen mitolojik anlamlar farklı ağaç çeşitleriyle de karşımıza çıkmaktadır. Kayın ağacı, Çam, Servi, Huş ağacı bunlardan birkaçıdır. Eski Türklerde yaygın olan inanışlardan bir tanesi de, ağaçtan türediklerine inanmalarıdır. Günümüzde ise çocukların anne- babalarına ben nasıl doğdum sorusuna karşılık “Ağaç kökünde bukduk seni” gibi açıklamalar bu bağlamda araştırılmaya değerdir.

Eski Türk toplulukları içinde önemli bir yer teşkil eden ve geçimlerini ağaçla sağlayan Tahtacılar, ağaca yükledikleri anlam gereği Muharrem ayında kesinlikle ağaç kesmemektedirler. Ladin, Köknar ve Ardıç ağacını kutsal kabul ederler ve yeni bir işe başlayacakları zaman ağaca dua ettikleri ve ondan medet umdukları yapılan araştırmalarla sabittir. Yörüklerde ise karadut, çınar ve katran ağacı kutsal kabul edilmektedir.

Günümüzde de milletimiz açısından ağaçların kutsiyeti aynı şekilde devam etmektedir. Özellikle mezarlıktaki ağaçların hiçbir şekilde kesilmemesi bundandır. Mezarlıklardaki ağaçlar yüzyıllık, asırlık çınarlar veya ulu ağaçlardan çoğunlukla da meşeden oluşur. Buna rağmen, yakacak olarak kullanılamaz ve kesilmesi uğursuzluk sayılır.

Mevsimden mevsime kendini yenilemesi dolayısıyla ağaç, Türk toplulukları arasında hayatın ve sonsuzluğun göstergesi olarak görülmüştür. “Türk ,evinden önce bahçesini yapar, ağaç diker; Fransız ise yapı için ağaçları keser!” (Le Corbusier 1887-1965) sözü Türklerde ağaç sevgisi ve ağaca verdikleri önemi açıklamaktadır. “Yaş kesen baş keser.” atasözümüz de bunun diğer bir örneğidir.

Ağaçlar Oksijen Ve Geçim Kaynağıdır

.Ağaçların mitolojik güçlerini ve şifalarını bilmek, yeryüzündeki varlıklarıyla tüm canlılara sağladıkları yararlarını tam anlamıyla idrak etmek sonrasında ağaç kesmek şöyle dursun, ağaca en ufak bir zarar bile verilemez.

Huzur veren dinlendiren ormanın bir parçası olan ağaçlar oksijen kaynağı ve geçim kaynağıdır. Özellikle son yıllarda artan betonarme evlere karşın ağaç evler sadece kırsal alanlarda değil, sahilde, yaylada kulüp binalarında ve tatil mekânlarında modüler ya da prefabrik olarak inşa edilmektedir.

Mobiyalarımızın ham maddesi olan ağaç, evlerimizde kullandığımız kaşık kepçelerden tutun da tabaklarımıza kadar kültürümüzün bir parçası olarak mutfaklarımızda yerini almıştır. Bahçesinde onlarca çeşit meyve ağacı yetiştiren bir bahçıvanın yetiştirdikleri ağaçlardan, tabiri caizse, kurdun ve kuşun faydalanması onun mutluluğunun en büyük nedenlerindendir.

Evlerimizde kullandığımız mobilyalarımızda dikkat ettiğimiz hususların başında özellikle dayanıklı olması gelmektedir. Mobilya üretiminde en kaliteli ağaç seçilerek üretim yapılmaktadır. Ülkemizde yetişen ağaçların mobilya üretimine uygun olması üretim maliyetlerini de etkilemektedir.  Klasik mobilyada aranan özelliklerin başında gelen ağacın kolay cila tutması, kullanım ömrünün fazla olması ve suya dayanıklılığı gibi hususlar ülkemiz imkânlarıyla kolaylıkla karşılanabilmektedir. Bu sayede ithal ederek yüksek maliyetlere girilmeden mobilya üretimi yapılabilmesi mümkün olmaktadır. Çam ağacı ve ceviz ağacı, özellikle klasik mobilyada tercih edilen ağaçlardandır. Ceviz ağacı, özellikle ince oymacılığa elverişli yapısı ve böceklenmemesi sebebiyle de tercih sebebidir. Türk sanatı kadar mobilyacılık zanaatında da, dünyada görülmeye değer eserler mevcuttur.

Bilinçsiz Orman Tüketimine Hayır Diyelim!!!

Mobilya sektörü ve diğer orman ürünlerinin kullanıldığı alanlarda bilinçsiz ağaç kesimi nedeniyle her yıl milyonlarca ağacın kesilmektedir. Bu husus aslında ekonomimize kısa süreli gelir getirmesine karşın, uzun yıllar yetişmesi mümkün olmayan ağaçların da yok olması anlamına gelmektedir.

Dünya değişiyor, bilim geliştikçe teknoloji artıyor. Yeni kullanım alanları ve tüketim sahaları da gelişiyor. Ormanlarımıızı bilinçsizce tüketmek yerine alternatiflerine yönelmek gerekmektedir. Hem bizim için hem de geleceğimiz olan yavrularımıza daha yeşil bir alan ve yaşanılacak bir dünya bırakmak adına, ağacın ham hali olan bambu adı verilen ürünler kullanılmalıdır. Kullanım ömrü bittiğinde de endüstriyel atık olmayan dönüşümü yine doğada çözümlenen bu ürün dünyanın da ilgisini çekmektedir. Alternatif tüketim alanları adına Türkiye’de Plywood Üretimi adlı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Çevreye duyarlı ürünlerin yanı sıra çevre bilincini, ağaç ve doğa sevgisini benimseyen Öztürk Kontrplak olarak kültürümüzün geçmişten günümüze önemli bir öğesi olan ağacı yaşamımızın bir parçası olarak görüyoruz ve değer veriyoruz. Çevre dostu uygulamalarla dikkat çekiyor ve sosyal sorumluluk projelerine gereken hassasiyeti her daim gösteriyoruz. Bilinçli tüketim ve bilinçli tüketicilerimize hizmet etmekten dolayı gurur duyuyoruz ve yatırımlarımızı her geçen yıl arttırarak devam ettiriyoruz. İnternet sitemiz www.ozturkkontrplak.com takip ederek işlerimiz ve hassasiyetlerimiz hakkında daha detaylı bilgilere erişebilirsiniz.

 

                                                                 

 

 

Katalog Öztürk Kontrplak ürünlerini daha yakından tanımak için kataloğumuzu inceleyin.

Ulaşım Bilgileri Hürriyet Mah. Adnan Kahveci Cd. Dalyan Sk. No:17/1 Yakacık - Kartal / İstanbul

Sosyal Bağlantılar Öztürk Kontrplak'ı sürekli takipte kalın.

Copyright Öztürk Kontrplak @ 2014
Web Tasarım