Öztürk Kontraplak Ahşap Ür. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti.
0216 452 77 32

ORMANCILIĞIN TÜRK VE İSLAM ALEMİNDEKİ GELİŞİM SÜRECİ

 

 

Medeniyetlerin gelişmişlik seviyesini gösteren en temel gösterge tabiata olan davranış biçimleridir. Bugün tarihte kadim medeniyet olarak geçen tüm büyük kavimler, içinde yaşadıkları çevre ile tamamen barışık bir halde yaşamışlardır. Roma İmparatorluğu, Yunan Şehir Devletleri, Mısır ve son olarak Osmanlı Devleti, bu teoremi destekler bir kültür geliştirmişlerdir.

Göçer Kültürünün Var Oluş Kaynağı Olarak Orman

Göçebe bir toplum olan Türkmenlerin hayatları üzerinde en önemli etkiye sahip obje her zaman orman olmuştur.   Orman, Türk Devletlerinde, hem göçerliğin vermiş olduğu anlayışla bir hayat kaynağıdır, hem de toplumun dini inanışları gereği bir saygı abidesine dönüşmüştür.

Osmanlı Devleti’ni oluşturan göçmen Türkmenlerin eski dini olan Şamanizm’den kaynaklanan ağaca saygı özellikle kayın ağacına karşı olan saygı tüm ağaç türlerini kapsayıcı olmuştur. Şamanizm’de kutsal olarak kabul edilen ve hayatın başlangıcı ve devamının kaynağı olduğu kabul edilen Kayın veya Meşe ağaçları tüm kültürü etkilemiştir. Hatta kendisine değer atfedilen ağaçlara çaput bağlama ile onlardan medet isteme bu saygının bir sembolüdür.

Türklerdeki ağaca olan saygı benzer şekilde soyun devamı şeklinde olan aile birlikteliğinde de görülür. Evlilik bağı ile kurulan yeni akrabalıklara Kayın ağacından geldiği düşünülen bir saygı ile Kayın –  anne veya Kayın – Baba ya da Kayın – Birader denmesinin sebebi bu ağaca olan saygıdan kaynaklanır.

Ağaç, Türkmen kültüründe oldukça önemlidir çünkü ağaçların oluşturduğu orman onlar için bir hayat kaynağıdır. Göçer bir kültür yapısına sahip olan Türkmenler bu kültürün en belli başlı göstergesi olan avcı toplayıcı bir kültür geliştirmişlerdir. Bu tür kültürlerin hayat bulabilmesi ve varlığını devam ettirebilmesi için ihtiyaç duyulan en iyi coğrafya, orman arazilerdir. Eğer bir beldede orman varsa orada hayat da vardır. Ve eğer hayat varsa geniş ailelerin beslenmesine yetecek av ve toplayacak yiyecek de kolayca temin edilebilir. Orman, bu besleyicilik yönü sebebi ile tüm paganist dinlerde kutsaldır. Pek tabi ki paganizmin bir başka şekli olan Şamanizm’de de ağaç ve orman kutsanmış ve ona uygun bir şekilde davranılmıştır.

İslamiyet’in Ormana Verdiği Değer

Türkmenlerin İslamiyet’i seçmelerinden sonra da bu saygı değişmemiştir. Çünkü semavi bir din olan İslamiyet’te canlıya saygı esastır. “Yaratılanı severim, yaratandan ötürü” ilkesi sebebiyle ağaca ve ormana çok büyük saygı göstermiştir. Bu saygı hem İslam Peygamberi Hz. Muhammed (sav) dönemindeki davranışlarında hem de ondan sonra bayrağı devralan devletlerde aynı şekilde devam etmiştir.

Osmanlı Devleti’nin en önemli şahsiyetlerinden birisi olan Fatih Sultan Mehmed “yaş kesenin başını keserim” fermanını çıkartarak bunu yıllarca uygulamıştır. Bu hassasiyet ormana gösterilen saygının en somut örneklerinden birisi olarak tarih sahnesindeki yerini almıştır.

 

Bir Silah Kaynağı Olarak Orman

Osmanlı Devleti’nde ağaca ve ormana olan saygının sebebi sadece dini bir sebebe dayanmamaktadır. Orman, Osmanlı Devleti’nin ayakta kalmasının en önemli sebebi olan donanmanın da temel kaynağıdır. Özellikle Kastamonu bölgesinde bulunan ormanların kalitesi, denizcilik için en uygun ve kaliteli kereste üretiminin de ana kaynağıdır. Osmanlı Devleti, deniz gücünün ana kaynağını oluşturan bu ormanlara özel bir önem vermiş ve mümkün olduğu kadar onu korumaya çalışmıştır.

Bu kadar önem verilmesine ve kıymetli olmasına rağmen ormanlar, Osmanlı Devleti döneminde bile zarar görmüştür. Günümüzde ormanların zarar görmesinin ardında ekonomik çıkar hırsı veya tabiata olan saygısızlık yatarken, o dönemde ormanların zarar görmesinin sebebi daha çok askeri sebeplerden kaynaklanmıştır. Osmanlı Devleti’nin hasımları, Osmanlı Donanması ile başa çıkabilmek için donanmayı var eden ana kaynağı, yani ormanları kurutmayı tercih etmişlerdir. Bu sebeple savaşlar esnasında, birçok orman bölgesi, orman yangını yüzünden tahrip edilmiştir. Bu düşmanlık sebebiyle daha o zamanlarda bile ekonomik değere sahip Osmanlı Ormanları suikastlara veya sabotajlara maruz kalmıştır. Osmanlı Devleti de çıkarttığı fermanlar ve uygulama yöntemleri ile bu tahribata karşı koymaya çalışmış ve ormanlarını geliştirmek yönünde çözümlere odaklanmıştır.

Her ne kadar Osmanlı Devleti döneminde tahribat veya orman yangını olsa da o zamanki zararlıların bugün var olanlarla kıyaslanması pek de mümkün değildir. Bu konuda daha detaylı bilgi için Tarım İlaçlarının (Pestisit) Ormanlara Verdiği Zarar konulu makale incelenebilir. 

Osmanlı döneminde ormanlar, toplumun en önemli gelir ve geçimini oluşturduğundan ve dolayısıyla ekonomik bir değere sahip bulunduğundan, günümüze oranla çok daha fazla itibar görmüştür. Kültürün ihtiyaç duyduğu ana hammadde olarak ormanlar, henüz petrol ürünleri ve metal işleme bu günkü kadar yaygın olmadığından, ana üretim malzemesini teşkil eder. Dülgerlik ve marangozluk mesleğinin ihtiyaç duyduğu kaliteli ağaçların temin edilmesi için yüksek kalitede ormana ihtiyaç duyulur. Bu sebeple Osmanlı Devleti de yüksek kaliteli ağaçların teminine imkân veren ormanlık alanların korunmasını sağlamıştır.

Yok Olan Orman Hazinesi

Ancak bu kadar korunmalarına rağmen Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde belirttiği orman örtüsü, Anadolu’nun steplerinden silinip gitmiştir. Edirne’den Kars’a kadar olan alanda bir sincabın yere inmeden gitmesine imkân veren ormanlar, maalesef yok edilmiştir. Bu tahribatın en önemli unsurlarından birisi de savaşlar olmuştur. Savaşlar sebebiyle orman örtüsü tahrip edilmiştir.

Diğer bir tahribat unsuru da yaşanan kıtlıklardan kaynaklanmıştır. Kıtlıklar sebebiyle insanlar, temel ısınma ve yiyecek ihtiyaçlarını kontrolsüz bir şekilde ormanlardan sömürmüşlerdir. Tüm aşırı ve kontrolsüz sömürme ile eskinin yerine yeniyi ikame edememe neticesinde Osmanlı Devleti’ne hayat veren ormanların çok büyük bir bölümü kaybedilmiştir. Ormanların kaybedilmesi, sadece ağaç kaybı anlamına gelmez. Bir bölgede ormanlar yok olursa o ormana hayat veren toprak da yok olur ve geri dönüşümü artık imkânsız bir hale gelir.

Bununla birlikte, şu husus rahatlıkla belirtilmelidir ki bütün bir insanlık tarihi boyunca insanoğlunun ormanlara verdiği zararın çok daha fazlası bu yüzyılda meydana gelmiştir. 

Bugünün insanı, teknolojik olarak geçmişte yaşayan dedelerinden çok çok ilerde olmasına rağmen kültürel gelişmişlik göstergeleri açısından onların çok gerisinde kalmıştır. Atalarının çevreyle olan dostane yaşam tarzı ve karşılıklı faydalanmaya yönelik hayatları, günümüz yaşam tarzından çok uzaktır. Sahip olduğumuz bu çevreye ve ormana duyarsız hayat tarzının bedeli, maalesef çok ağır bir şekilde ödenecek gibi gözükmektedir.

Öztürk Kontrplak olarak çevre bilinci ile hareket ettik ve etmeye devam ediyoruz. Doğa dostu ürünler kullanmaya olan azmimiz sizlerin de desteğiyle sürecektir. Hizmetlerimizle ilgili bilgi almak için bizi arayın, görüşelim. En uygun ve çevre dostu çözümleri sizlere biz sunalım. 

 

 

Katalog Öztürk Kontrplak ürünlerini daha yakından tanımak için kataloğumuzu inceleyin.

Ulaşım Bilgileri Hürriyet Mah. Adnan Kahveci Cd. Dalyan Sk. No:17/1 Yakacık - Kartal / İstanbul

Sosyal Bağlantılar Öztürk Kontrplak'ı sürekli takipte kalın.

Copyright Öztürk Kontrplak @ 2014
Web Tasarım